Bilim insanlarından yeni keşif: ‘Var olamaması gereken’ gezegen

Bilim insanları resmi olarak WASP-107b olarak bilinen ve “süper-puf” diye bahsedilen gezegenin yoğunluğunun, daha önce mümkün olduğu düşünülenden çok daha az çıktığını söyledi.

Gezegen, Jüpiter’le hemen hemen aynı boyutta fakat yoğunluğu 10 kat az. Bu da araştırmacıların onu pamuk şekere benzetmesine neden oldu.

Dolayısıyla gezegen sadece varlığıyla değil, gaz devi gezegenlerin oluşabilmesiyle ilgili “büyük çıkarımlar” sağladığı için de dikkat çekiyor. Bu çıkarımlar gaz devlerinin, önceden inanılanın aksine, çok daha kolay oluşabildiklerine işaret ediyor.

Independent Türkçe’nin aktardığına göre, Montreal Üniversitesi’nden Björn Benneke “Bu çalışma, dev gezegenlerin nasıl oluşup büyüyebildiği sorusunun gerçek temellerini ele alıyor” dedi.

Gaz örtüsünün muazzam miktarda birikmesinin, daha önce düşünülenden çok daha düşük kütleli çekirdeklerle de tetiklenebileceğine dair somut kanıtlar sağlıyor.

Gezegen yalnızca sıradışı boyutuyla değil, aynı zamanda düşük yüzey çekimi ve WASP-107 diye bilinen yıldızının parlaklığıyla da dikkate değer. Bu da gezegenin ve atmosferinin normalden daha detaylı incelenmesine olanak tanıyor.

Araştırmacılar, sisteme dair 4 yıldır süren çalışmanın yeni ve çığır açan bulgularını Astronomical Journal’ın son baskısında yayımladı.

WASP-107b ilk kez 2017’de, Dünya’dan 212 ışık yılı uzaktaki yıldızının etrafında dönerken bulundu. Gezegen, yıldızına da çok yakın. Yıldızıyla mesafesi, bizim kendi Güneş’imizle mesafemizden yaklaşık 16 kat daha kısa.

İleri araştırmaların ortaya koyduğuna göre de gezegen, şimdiye kadar bulunan gezegenler arasında yoğunluğu en az olanlardan. Araştırmacıları onu “süper puf” veya “pamuk şeker” gezegen diye nitelemeye iten şey de bu son derece seyrek doğası.

Gezegenler, genç yıldızların etrafında dönen toz ve gaz diskinde oluşuyor. Genellikle bizdeki Jüpiter ve Satürn gibi veya WASP-107b gibi gaz devlerinin, disk dağılmadan önce yeterli gazın birikebilmesi için, Dünya’dan en az 10 kat büyük ve katı bir çekirdek oluşturması gerektiği düşünülüyor.

Fakat WASP-107b’nin o kadar büyük bir çekirdeği bulunmuyor ve bu nedenle bilim insanları gezegenin ilk etapta nasıl oluşabildiğinden emin değil. Bununla birlikte, sıradışı gezegeni açıklayabilecek bir dizi olası senaryo bulunuyor.

McGill Üniversitesi Profesörü Eve Lee, “WASP-107b açısından en makul senaryo, gezegenin yıldızdan uzakta, diskteki gazın, gaz birikiminin çok hızlı gerçekleşebilmesini sağlayacak kadar soğuk olduğu bir mesafede oluştuğu” dedi.

Gezegen daha sonra ya diskle ya da sistemdeki diğer gezegenlerle etkileşime girerek mevcut konumuna yerleşebildi.

Aynı araştırma sırasında bilim insanları, sistemde WASP-107c olarak bilinen başka bir gezegene de rastladı. Bu gezegen daha az dikkat çekiyor. Çünkü kütlesi önemli ölçüde daha fazla ve yıldızından çok daha uzakta bulunuyor. Fakat gezegenin yıldızı etrafındaki yörüngesi tuhaf. Bu da kardeşine ne olduğuna dair başka bir ipucu olabilir.

Piaulet “WASP-107c, bazı açılardan kendi sisteminde yaşananları belleğinde tutuyor” diye konuştu.

Son derece tuhaf olması, WASP-107b’de de şüphelenildiği gibi, gezegenler arasındaki etkileşimlerle büyük yer değişimlerinin yaşanmış olabileceği epey kaotik bir geçmişe işaret ediyor.

Call Now ButtonŞimdi Arayın!